|
Istatistikler
| Kategori: |
18 |
| Haber Sayısı: |
78 |
| Okunan Haber: |
17537 |
| Yorum Sayısı: |
137 |
| Editör Sayısı: |
4 |
|
Modern Hapishanedeki Çocuklar
Günümüzde gitgide küçülen aile kavramı o kadar küçüldü
Kategori |
: Köşe Yazıları |
Yorum Sayysy |
: 0 |
Okunma |
: 814 |
Tarih |
: 09 Nisan 2008 22:33 |
Modern Hapishanedeki Çocuklar.. Günümüzde gitgide küçülen aile kavramı o kadar küçüldü ki sadece anne ve babadan müteşekkil oldu, ha bir de kedi ya da köpekten. Hatta şunu da söylemek mümkün:Gençlik artık 18 yaşını doldurunca ayrı eve çıkarak tek başına bir hayat sürmeyi , tek başına aile olmayı tercih eder oldu. Eskiden bahçeli müstakil evler vardı.Sahi hatırlar mısınız avlulu evler bahçesinde kendi sebzenizi yetiştirdiğiniz, istediğiniz kadar koşuşturduğunuz alt katı üst katı rahatsız etmediğiniz evleri? Bizler öyle evlerde yetiştik; bahçesinde meyve ağaçları vardı, mevsime göre sebze ekerdik, çiçek yetiştirirdik, salıncak kurardık dallarına ağaçların. Top oynar ip atlardık bahçesinde, toprakla oynardık. Sıcak yaz günlerinde bahçede yerdik yemeklerimizi. Ne kadar iştahlıydık oyun oynar acıkırdık; ekmek arası yediğimiz peynir, domates nede tatlı gelirdi! Akşam olunca bitap düşer baygın yatardık yataklarımıza. Zavallı çocuklarımız !Onlar çok şanssız.Kibrit kutusu taş binalarda sıkışıp kaldılar. Bahçede oyun oynamayı bilmezler onlar, salıncağı sadece parklarda görürler. Kümeste tavuklara yem vermenin, folluktan taze yumurtayı almanın zevkini bilemezler. Şimdi çocuklara sorun: "Bamya, yer fıstığı, çilek nerede yetişir?" diye."Ağaçta." cevabını alırsınız. Bilmezler, bilemezler; çünkü sadece ağaçları tanırlar. Bir gül koparmamıştır, eline diken batmamıştır gülü kopartırken;sularken bahçeyi oynamamıştır su ve çamurla;üstü başı toz, toprak, olmamıştır. Hiç bilmez bu türlü kirlenmenin zevkini. Şimdiki çocuklar çiçekleri saksıda, ağaçları gittikleri piknik ya da parkta, hayvanları hayvanat bahçesinde görüyorlar. Çocuklarımızı yemeleri için zorluyor; fakat yemekten kaynaklanan enerjilerini boşaltacak fırsatlar veremiyoruz. Hareket edemeyen, biriken enerjilerini boşaltamayan çocuklar modern hapishane olan evlerde komşuları rahatsız etmemek için koşup oynayamıyorlar; enerjilerini yakamıyorlar. Biriken bu enerji ya masa başında bilgisayarda ya da televizyon karşısında atılmaya çalışılıyor. Bedenin yakamadığı bu enerji kilo olarak hantal ve obez bir görüntü olarak bize geri dönüyor. Her zaman çocuk parklarına götüremediğimiz, oyun arkadaşı bulamadığımız için evde bunalan çocuklara televizyon ve bilgisayar afyonu vererek uyuşturulmaya mahkum bırakıyoruz. Şimdiki çocukların çoğunun çok hareketli, uykusuz, iştahsız, asabi olmalarının başlıca sebebi bu hareket kısıtlılığı; belki de enerjiyi boşaltamamalarıdır kim bilir?Toprağın elektriği emdiğini herkes bilir; paratoner görevi yapar, toprak vücudun elektriğini emerek vücudu arındırır. Toprakla ilgilenin, oynayın, çıplak ayaklarla üzerine basın, vücudun enerji ve elektriğini atmış olursunuz, diyor uzmanlar. Nerede bulup da nerede oynatalım çocuklarımızı? Zavallı çocuklar beton yığınları, mobilyalar arasında, her şeyin, yiyecekten tutun da duyguların bile suni olduğu günümüzde obez olmasın da, hiperaktif olmasın da ne olsun? Çok önemli bir konu da sorumluluk. Eskiden bahçeli evlerde oturuyorduk ; ama yukarıda sayılan keyifleri yaşamanın bedelini de ödüyorduk. Örneğin, herkesin bir görevi vardı: tavuklara yem vermek, bahçeyi sulamak, avluyu süpürmek...Bunlar hep görev dağılımı sayesinde yürürdü. Çocuklara sorumluluk verilmiş olur, o işten o sorumlu olurdu. Herkes sorumluluğunu bilirdi. Sorumluluğunu yerine getirmeyene o işten faydalanmasına izin vermemek gibi küçük cezalar verilerek sorumluluk alması sağlanırdı. Şimdi ise çocuğa sorumluluk verilmesi şöyle dursun, yapması gereken işleri bile anne yapıyor.Okul çantasını anne hazırlıyor, odasını anne topluyor, hatta bağcıklı ayakkabılarını bile anne bağlıyor. Sorumsuz olan bu çocuk, yarın bir gün yuva kurduğunda ailesini nasıl idare edecek, onların sorumluluklarını nasıl üstlenecek, orası muamma! Çocuklarımıza, çocukluklarını doyasıya yaşayabilecekleri bir hayatı sunmanın insanî ve aslî görevimiz olduğunu unutmamak gerekir. Yoksa, önümüzdeki yıllarda bir genel müdürün veya bir devlet yönecisinin,makamında oyuncak arabalarla, bebeklerle oynadığını görürseniz şaşırmayın! KAYNAK: (Mailime gelen adsız bir yazıyı bazı eklemeler yapıp sizlerle paylaşmak istedim. Kamil GÖRMÜŞ)
Yazdyrylabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Köşe Yazıları |
En Çok Okunan Haberler |
|
|
|
|
Son Dakika Haberleri
Reklam Alanı
|